60’ından sonra aşk değil, yoldaşlık gerek

60’ından sonra aşk değil, yoldaşlık gerek.
Son bi kaç çift yıl.
Ruhu doyurmak kolay. Yarım düzine onluk hayatı geçiren her beşer, “ne istediğini ve ne istemediğini” bilir.
Hal böyle olunca karşındakine eğilmek zor olmaz.
Karakter değişmez ama onlarca yıllık yaşam deneyimi, yoldaşını mutlu etmek ve mutsuz etmek konusunda kısa yolları kavramasına kafi derecede öğretiler kazandırmıştır.
E mevzunun en can alıcı noktalarından biri, “haftada kaç kere” cümlesine klişe yanıtı da hazırlar.
Yaş kemale erince, skorer değil, doyuran eylemler makbulü hasıl olur. Ayda bir olsa ne yazar?
Sabah kalktığında tanıdık ve güvendiğin bir çehreye bakarak çay yudumlamanın hazzını, 35 yaşına kadar yaşamazsın.
40’larda bile anlamaz insan. Oysa 50 üstüne direksiyon kırdıysan, o sabah keyfi değme kaymaklı-ballı kahvaltıya taş çıkartır.
Zira son dem, her semaverde, müptelaların tercihidir.
Yaşamda da rastlarsan o “son dem”e, bi 60 yıl daha yaşayasın gelir her sabah.
Ez cümle, insan dediğin üç otuz yaşamında, en kadimini son 15-20 yılda yaşar. Kıymetlisi birikmiş lezzetlerin süzülmüşüdür.
Ne lüks, ne ihtişam, ne para, ne de pırıltılı bir hayattır algının en üst mertebesindeki son yıllar!
Kıvamında lezzetse aradığın, dünyevi cazibelere değil, ruhsal güzelliklere odaklan…
Zira yemeğin en afilli kısmı, finalde yediğin tatlıdır, uykuya dalarken o kalır damağında….

Hakan DENKER

Bunları da beğenebilirsin