Herkes ‘Güzel Adam Süreyya’ belgeselinin galasındaydı.. Gülecek, hüzünlenecek, insanlığı bulacaksın. Beşiktaş bu yüzden halkın takımıdır

Herkes ‘Güzel Adam Süreyya’ belgeselinin galasındaydı.. Gülecek, hüzünlenecek, insanlığı bulacaksın. Beşiktaş bu yüzden halkın takımıdır

Beşiktaş’ın tarihinde çok ayrı bir yeri var Süreyya Soner’in.
Emek, sevgi, alın teri, Beşiktaş’a adanmış bir hayat.
Öyle lafta değil gerçekten Beşiktaş’la geçen bir ömür.
1981 yılında Beşiktaş’ın kapısından ilk içeri girdiğinde o da tahmin etmiyordu, belki de bir efsane olacağını..
Geçen 37 yılda her gün bir ilmek işledi.
Gökçe Kaan Demirkıran da bunu beyaz perdeye yansıttı.

‘Güzel Adam Süreyya’ filmin galası vardı ve ben de orada olduğum için çok şanslıydım.
“Beşiktaş hayattı mutluluktu, gözyaşıydı, Şerefti, Haktı, Sebattı ve biraz da Süreyya’ydı” bu söz beni çok etkilemişti.

Şeref Stadı’ndan İnönü’ye, şimdi Vodafone Park’a, Fulya’dan Ümraniye’ye hep o vardı.
Hayatta herkesin “iyi ki tanımışım” dediği insanlar vardır, bunlardan biri de Süreyya’dır..
Malzemeci Süreyya’dır.
Her Beşiktaşlı’nın her futbolseverin, her sporseverin, yani herkesin bu belgeseli izlemesi lazım bu fırsatı kaçırmayın.

Bu arada belgeselden bazı çarpıcı örnekleri sizlere anlatmak isterim:

O hep Beşiktaş’ın yanındaydı, futbolcuların babası, abisi oldu.
Bir misal, Gordon Milne Metin Tekin’i kadro dışı bırakır.
Sarı Fırtına artık ‘B takım’ denilen alt kadrodadır.
Kadro dışı da kalsalar, formdan düşmemeleri için her hafta alt liglerdeki takımlarla maç yaparlar.
O hafta Beykozsporla maç Beykoz’dadır.
Hah işte Süreyya’nın isteyip isteyip babasının bir türlü vermediği sevdiği kız da Beykoz’da oturmaktadır.
Süreyya, Metin’e gider..
Metin, B takımda maça çıksa da A Takımdan dolayı şöhreti ülke çapındadır.
E kızın da babası hasta Beşiktaşlıdır.
Süreyya der ki, “Metin Beykoz’a gidiyoruz. Gitmişken bu kızı bana bir kez de sen iste..”
Beşiktaş’ın maçı 16:00’dadır.
Sarı Fırtına Metin’le Süreyya maçtan bir saat önce Beykoz’a giderler..
Süreyya, Metin’den 10 yaş büyüktür.
Metin “Allah’ın emriyle..” diyerek kızı ister…
O ana kadar defalarca Süreyya’yı reddeden baba “Verdim gitti” der..
Kızı alırlar ama Metin ve Süreyya maça geç kalırlar.
Süreyya’nın bugün hala mutlu bir evlilikleri var ve daha nice yıllar diliyorum.

Bir örnek daha size:

Ağır grip şekilde evde yatak döşek yatan Süreyya’yı göremeyince merak eden Les Ferdinand, nam-ı değer Ferdi; arkadaşından onun adresini ister.
Bir gazete kağıdına Süreyya’nın adresini yazarlar Ferdinand’da verirler.
Nereden bilsin Türkçe bilmeyen, İstanbul’un yabancısı birinin gerçekten gideceğini..
Tahmin bile edilemez ki…
Zeytinburnu gecekondu mahallesidir o yıllar.
Balkonda halı silkeleyen Süreyya’nın annesi, bahçede el kol hareketi yapan Ferdinand’ı görünce, Süreyya’ya döner ve “Bir Arap seni soruyor” der…
Ferdinand, odun sobasının yanında kıvrılmış yatan Süreyya’yı alır ve özel hastanede tedavi ettirir…
Ve asıl önemlisi, bunu kimseye söylemez.
Gordon Milne bunu tesadüfen öğrendiklerini yıllar sonra anlatır.

Ve spor tarihine geçecek bir anı:

Takım, Efes Kupası’nda Antalya’dadır ve rakip Galatasaray’dır.
Yedek kulübesinin arkasında bir taraftar Tigana’dan başlayarak Tayfur, Sergen, Okan’a yani sırayla herkese verir veriştirir…
Süreyya Soner yedek kulübesinin hemen yanındadır..
Elinde Beşiktaş bayrağı olan taraftar, Tigana’ya “Takımı kuramıyorsun”, Tayfur’a “Yaşlandın sen”, Sergen’e “Atlarla oynuyorsun, top oynamıyorsun…” gibi en “hafif” lafları eder..
Daha ortada gol bile yoktur..
Taraftar, maç oynanırken futbolcuları tek tek sıradan geçirince, Süreyya dayanamayıp taraftara “Bak sus artık. Ortada gol bile yok. Susmazsan polise haber verip seni attıracağım” der…
Sen misin bu lafı eden.
Süreyya bu lafı eder etmez taraftarın daha da sinirlenir.
Süreyya’nın ismini bilmeyen fanatik taraftar bu sefer, “Bana bak bıyıklı, 15 senedir maçlara geliyorum hep yedeksin. Sen ne ayaksın, orta saha mısın, bek misin belli değil..”  diyerek Süreyya’ya da saydırır.

Hele, Deniz Subayı olan babasının deniz özlemine dayanamayıp sivil bir gemide çalışırken, başka bir geminin çarpması sonucu kaybolması (Hayatını kaybetmesi) vardır ki, fena hüzünlü..
Hem de İnönü Stadı’nın önünde..
Dolmabahçe’de…
Kıyıda günlerce babasının gelmesini bekler Süreyya Soner.. Gelmez babası…
Babasının ölümünü kabul etmez Süreyya..
Öyle ki; teklif edilen yüklüce tazminatı, babasının öldüğünü kabul etmediği için almaz..
İşte böyle bir adamdır Süreyya..
O aslında Türkiye’dir..
O aslında Beşiktaş’tır…

Alişan Çakmakoğlu

Alişan Çakmakoğlu annesi – Süreyya Soner

Orhan Can- Alişan anne – Alişan Çakmakoğlu

Alişan Çakmakoğlu- Süreyya Soner

YORUMLAR

WORDPRESS: 0