Amerikalılar cep telefonundan aradı.. Dünyaya ameliyat öğretiyordu

O ARTIK YOK!

Doktor Ziya Kırkalı.
Hacettepe Tıp mezunu.
İskoçya Glascow, İngiltere Cambridge Üniversitelerinde öğretim üyeliği yaptı.
İzmir’e döndü…
1994’de profesör oldu.
Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde üroloji kliniğini kurdu.
Bağırsaktan mesane yaptı, tarihe geçti.
*
Böbrek kanseri tedavisinde yöntem geliştirdi.
Avrupa Kanser Araştırmaları Kurumu’na 6 yıl başkanlık yaptı.
Dünya Onkolojik Araştırma Derneği başkanlığına seçildi.
Avrupa Üroloji ve Onkoloji (kanser) okulunda dersler veriyor.
Birçok uluslararası ödül kazandı.
Amerika’da hiç eğitim almadı.
Amerika Üroloji Derneği komitesine başkan ilan edildi.
*
Yine bir gün…
Cep telefonundan aradılar.
Amerikan Ulusal Sağlık Araştırmaları Enstitüsü’ne davet ettiler.
Birlikte çalışmak istediklerini, isteğin Beyaz Saray’ ın (ABD Başkanı Barac Obama’nın isteği) olduğunu bildirdiler.
Washington’da 20 ayrı mülakattan geçirdiler.
Sonuçta…
54 yaşındaki Kırkalı, Amerika’nın ‘en iyi 10 doktorunu’ geride bıraktı ve seçildi.
*
ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü, dünyanın en büyük bilimsel topluluğu olarak biliniyor.
Prof. Kırkalı, burada bilimsel danışman olarak görev yapacak.
Bölümü için ayrılan 1 milyar doları yönetecek.
Obama dâhil, en üst düzeydekilerin doktorluğunu yapacak.
Her türlü bireysel refahı sağlanacak.
ABD’li senatörden fazla maaş alacak.
*
İzmir sevdalısı Kırkalı Hoca ayrılırken…
“Hayatım boyunca üroloji kanseriyle uğraştım.
Tüm dünyaya ameliyat öğretiyorum. 40 ülkenin misafir profesörüyüm.
Bu kararıma, sağlık alanında yaşananlar etkili oldu.
Ülkemde doktorlara ‘para taciri’ olarak bakılıyor.
Dayak yiyor, tartaklanıyor, taciz ediliyor…
Hastanede yapamadıklarım için muayenehane açtım, dünyanın dört bir yanından hasta geldi.
Buna karşı geldiler. Potansiyelim minicik oldu.
Üniversitede ‘emekli oldu, çalışmıyor’ dedikodusu çıkarıldı…
Demek ki ülkem, üniversitem benden faydalanmaya gerek görmedi.
Gün gelir çağırılırsam; o gün koşa koşa Türkiye’me dönerim”
Dedi ve gitti.
*
Sevinir misin?
Üzülür müsün?
Türkiye adına…
Gururu dünyaya bedel.
Sözleri kanserden beter!

Erdal İZGİ

Türkiye’nin gurur duyması gereken Prof. Dr. Ziya Kırkalı’yı Amerikalılar elinden kaçırmadı ve onu cep tolefnundan arayarak inanılmaz bir teklif yaptılar:

2010 yılında Sabah Gazetesi’nde “Beyaz Saray’a Türk doktor” bsaylıklı bir haer yayınlandı. Haberde mütnhiş bilim adamının öyküsü şöyle anlatılıyordu:

Dünyaca ünlü Ürolog Prof.Dr. Ziya Kırkalı, 11 aday arasından ABD Ulusal Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Üroloji Bölümü’nün başına getirildi. Kırkalı, 1 milyar dolarlık bir bütçeyi de kontrol edecek

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Barack Obama ve üst düzey askerlerin sağlığı bir Türk doktora emanet edildi. Prof. Dr. Ziya Kırkalı, ABD Ulusal Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Üroloji Bölümü’nün başına getirildi. Obama’nın açık daveti ile göreve gelen başarılı doktor, Amerikan sağlık harcamalarının 1 milyar dolarlık (1.4 milyar TL) kısmını yönetecek, sadece Başkan Obama ve üst rütbeli Amerikalı generalleri tedavi edecek. Uzun yıllardır Amerikan Ulusal Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Üroloji Bölümü’nde görev yapan Amerikalı Dr. Nyberg’in bu yıl başında emekli olmasının ardından arayışa geçen Amerikan yönetimi, bu pozisyon için dünyaca ünlü ürologlardan toplam 11 isim için referans aldı. Amerikan yönetiminden mayıs ayında yapılan resmi çağrı üzerine başkent Washington’da 20 ayrı mülakata alınan 54 yaşındaki Prof. Dr. Kırkalı, Amerika’nın en iyi 10 doktorunu geride bırakarak bu göreve seçildi. Amerikan üroloji ve kanser araştırmalarına ayrılan 1 milyar dolarlık bütçeyi yönetmek için ilk kez bir yabancıyı görevlendirilirken, Türk doktora seçildiği haberi, cep telefonundan ulaşılarak söylendi. Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı’nı kurduğu İzmir- Dokuz Eylül Üniversitesi’nde 21 yıldır görev yapan Prof. Dr. Kırkalı ilk kez SABAH’a konuştu.

 Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü Böbrek ve Üroloji araştırmaları bölümünde kıdemli bilimsel danışman olarak davet edildim. Bu enstitü, sağlık araştırmalarının yapıldığı dünyanın en büyük bilimsel topluluğu olarak biliniyor. Federal hükümetin görevlisi olacağım ancak bu politik bir karar değil, bilimsel kriterlerden dolayı seçildim. Tabii ki Başkan Obama doğrudan beni aramadı ama Amerikan hükümeti adına bir davet aldım. Dünyada bu alanda yaptığım bilimsel çalışmalar seçilmeme etkili oldu diye düşünüyorum. Avrupa Kanser Kurumu’na 6 yıl başkanlık yaptım. Amerikalı olmayanların seçilmemesine rağmen Amerika Üroloji Derneği Başkanlar Komitesi’ne seçildim. Avrupa’da üroloji kanser araştırmalarının sorumluluğunu yürüttüm.

Hayatım boyunca hiç Amerika’da eğitim almadım, hatta orada yasal olarak hekimlik yapma yetkim de yok. Bana verilen görev, yaklaşık 1 milyar dolarlık bütçesi olan Amerikan üroloji politikalarına ve araştırmalarına yön vermek. Bu fonun kullanılmasından doğrudan sorumlu olacağım. Ayrıca, Başkan ve üst düzey devlet adamları ve generallerin tedavi olduğu Amerikan Askeri Hastanesi’nde de pratik olarak haftada bir gün hekimlik yapma hakkına da sahip olacağım.

Ülken çağırırsa dönerim

Bana önerdikleri yaş sınırı olmayan kalıcı bir pozisyon. Türkiye’de 67 yaşında emekli olmak zorundayım. Orada yaşadığın kadar, üretebildiğin kadar çalışma hakkı veriyorlar. Tabii ki Türkiye’de benzer görev verilirse ülkeme koşa koşa gelirim.

Dünyaya ameliyat öğreten Türk

Hayatım boyunca ürolojik kanserlerle uğraştım. Türkiye’de tıp çok gelişti, hiçbir yerden geri değiliz. Tüm dünyada ameliyat öğretiyorum. Uzmanlara teorik dersler veriyorum. Bunlar benim uzmanlık alanlarım. Bu konuda mütevazılık gösteremem. Bu çalışmalarda dünyada sayılı kişilerden biriyim. Belli ameliyatlar, özellikle ürolojik kanser ameliyatlarında mükemmelleştiğim alanlar var. 40 ülkeye “misafir profesör” olarak çağırıldım. İspanya, Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde kanser araştırmalarına ayrılan fonların kullanılmasında uluslararası uzman olarak görev yaptım.

Türkiye’de bilim insanlarına yeterli kıymet verilmiyor. Ben bugün bin 400 lira maaş alıyorum, emekli olduktan sonra iki ya da üç bin lira alacağım. Gideceğim yerde onursal anlamda verilen görevin yanı sıra bana Amerikan Başkanı’na verdikleri paranın yarısını ödeyecekler. (17 bin dolar, yaklaşık 34 bin TL) Bana verdikleri ücret kongre üyesinden daha fazla olacak. Bilim adamına verilen değeri anlatmak adına bu örnekleri veriyorum.

Türkiye’nin sağlık alanında yaşananlar gitme kararımda etkili oldu. 1980’den beri hekimlik mesleği rencide ediliyor ve doktorlar para taciri yaratıklar olarak gösteriliyor. Bu ülkede hekim olmayı çocuklarıma önermiyorum. (gözyaşlarını tutamıyor) Doktorlar, dayak diyor, tartaklanıyor, tacize uğruyor… Üniversite hastanesinde yapmak istediklerimi yapamadığım için muayenehane açtım, para için değil. Dünyanın dört bir yanından hastalarım geliyor. Bu anlamda özel muayenehanelere karşı olmak bana çok sağlıklı gelmiyor. Burada potansiyelim minimalize edildi. Benim üniversitemde “Burada çalışmıyor, emekli oldu” dediklerini bile duydum. Son 10 yıldır kendi ülkemde üniversitede ameliyat yapmadım. Demek ki benim ülkem, benim üniversitem benden faydalanmaya gerek olmadığını düşünmüş.

Bağırsaktan mesane yaptı
1980 Hacettepe Tıp Fakültesi mezunu. İskoçya Glasgow Üniversitesi ve İngiltere Cambridge Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalıştı. Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı’nı kurduğu Dokuz Eylül Üniversite’sinde 21 yıldır görev yapıyor. 18 Ekim 2010 itibariyle ABD Sağlık Enstitüsü’nde Kıdemli Bilimsel Danışman olarak göreve başlayacak. Prof. Dr. Kırkalı, Türkiye’de ilk kez bağırsaktan mesane yaptı. Kanserli hücrelerin genetik molekül değişikliğini ispatladı. Böbrek kanseri tedavisinde yeni yöntemler geliştirdi. Avrupa Kanser Araştırmaları ve Tedavi Kurumu’na 6 yıl başkanlık yaptı. Dünya Ürolojik Araştırma Derneği Başkanlığı’nı üstlendi. Avrupa Üroloji ve Onkoloji Okulu’nda ders veriyor. 2008-2010 yıllarında Amerikan Üroloji Derneği’nin ilk kez kurduğu Uluslararası Komite’ye başkan seçildi. Beş uluslararası onbir de ulusal ödül kazandı.

Kaynak: Sabah Gazetesi

 

Bunları da beğenebilirsin