Ulvi Yanardağ.. Beni yetiştiren adamdı. Ve bana hep “İstersen bir hafta gelme, geldiğinde manşetle gel” derdi. Ömrünün son deminde biz ona bişi yapamadık. Çok üzgünüm Ulvi Abi..

Ulvi Baba’yı tanıdığımda genç bir muhabirdim.
Güneş Gazetesi’nin hızlı günleriydi..
Özel Haber Servisi Şefiydi.
İstihbarat Servisi’nden aldı beni.
Üniversite öğrencisiydim ..
Beni her gördüğünde ilk sorduğu “Sen de ne var?” olurdu.
“Bişi yok Şef” dediğimde, “Git ve bana manşetle gel” derdi ..
En hoşuma giden cümlesi “Üç gün -beş gün, istersen bir hafta gelme ama geldiğinde manşetti indir” demesiydi.
Genç muhabirlerdik ve hayatı, deyim yerindeyse el yordamıyla öğrenmeye çalışıyorduk.
Gazeteciliğin temeli olanolayı toplama”yı ondan öğrendim ..
Araştırma, bilgi, belge toplama, haber takip ve haberin fikri takibini yapmayı da elbette ondan öğrendim.
Hatta habere ulaşmayı ..
Yüzünü kara çıkartmıyordum,
3-5 gün de bir gazeteye geldiğimde 1. sayfanın tamamı kendi adamına ait bir haberle
“yıkılıyordu”.
Belli etmese de benimle gurur duyduğunu ve beni sevdiğini biliyordum.
Çünkü, her sabah servis şeflerinin toplantısında,  onu  güçlü kılan, o genç muhabirlerin haberleri elindeydi..
Sonra, gazete için karışık günler başladı.
Ona izne çıkma “dediler.
Önceden planlanmış bir haftalık bir tatil planı vardı.
Ulvi Yanardağ bu, zor haberlerin gerçek habercisi ..
Dinlemedi tabii ..
Çekti gitti paralarını peşin ödediği tatile..  
Basın İlan’ın o zamanki bungolov tipi Darıca’daki yerine ..
Alt tarafı bir hafta .. Parasını ödemiş yahu… Ama gazete, “paran yansın” diyordu. Oysa, senede bir hafta aileni tatile götürüyorsun ..
Neyse; o,
hepimizin yeğeni Memo daha çocuk arabasında..
Cankurtaran Sahili’nde..
O dönem Ulvi Abimiz Memo’ya çay kaşığı ile rakı tattırırdı.
Pelin Abla Memo’yu kaçırırdı ..
Ve o Mehmet, büyüdü ve paralı yapabileceği askerliği reddetti.
“Ben Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri olacağım, ona layık hizmet edeceğim” diyerek uzun dönem askere gitti.
O Mehmet, babasının ölüm haberini vatani görevini yaparken aldı.
Böyle güzel bir çocuk yetiştirdi Ulvi Abi..
Yeniden o yıllara dönersek,
biz de ona Cankurtaran’daki mekana istediği
“Meyhane ve Taşra baskısını” getirirdik.
Tabii Cankurtaran’ın başka bir önemi vardı Ulvi Abi için..
Misal, biz üniversitedeydik ve top oynuyorduk. Futbol sevdası bu..
Top oynayacak saha bulamazdık, o bize Cankurtaran’ın sahasını ayarlardı. 
Sahildeki Cankurtaran’ın sahasında maç yapabilmeyi de ona borçluyuzdur..
Neyse,
sen  misin parasını ödediğin tatile giden…

Gazete yönetimi sevmedi bu durumu ve o dev adamı işten çıkarttı..
Arkasında da onun servisinde bulunan adamlarını..
Meslekteki ilk işsizliğimi yaşarken Hürriyet Gazetesi’i ile o beni tanıştırdı. 
Hürriyet Gazetesi benim hayatıma onun sayesinde girdi.
Gazete Gazetesi’nin efsane İstihbarat Şefi Özkan Altıntaş’a ricası ve “garanti vermesiyle” ile birlikte ben ve benim arkadaşlarımı yanına aldı.
Tabii, efsane bir gazetecilik kariyeri olan Ulvi Yanardağ’dan çok şey öğrenmiştik.
Sonra yollarımız, Kanal D Haber’de kesişti …
Ben Kanal D Yurt Haberler Müdürü’ydüm ..
Kanal D Haber’e yeni Genel Yayın Yönetmeni olan Uğur Dündar’ın İstihbarat Şefi olarak Kanal D’ye geldi.
Ayrı servislerde olduğumuz için çok birlikte olamıyorduk ama hemen hemen her gün konuşuyorduk haber toplantılarında.
Gel Zaman git Zaman Uğur Dündar ve Haber Merkezi’nin mutlu evliliği bitti ve Haber Müdürü Aydın Özdalga’yı işten attı. Yerine Tuncay Özkan getirildi.
Kanal D’den ayrılma vaktim gelmişti.
2 sefer istifa mektubumu Uğur Dündar kabul etmedi. Yırttı attı. 
Birinde ise Hürriyet Gazetesi’nde kanlı bıçaklı olduğumuz ve beni sevmediğimden emin olduğum Erkan Göksel Kanal D’ye personel Müdürü olmuştu ve bizzat “Sen bu televizyondan bir yere gidemezsin” demişti. 
Sabah Haber toplantılarında, ben eski yönetimin müdürü olduğum için yeni Haber Müdürü benimle pek “ilgilenmiyordu” ama beni yakından tanıyan Ulvi Yanardağ her sabah, her toplantıda beni korumaya devam ediyordu..
Sonra, yeni haber müdürü “Ben seni işten çıkartayım. Tazminat alırsın” dedi.
Ben ona “Her şey para değildir. Ben zaten istifa etmek istiyorum. İstifamı getireyim. Siz sadece onaylayın yeter” dedim. Öyle de oldu.. 
Hemen onayladı, bunlar olup biterken Ulvi Abi’nin bana bakışını asla unutmadım.
Kanal D binasından çıkarken, o zaman pek yeni,  çiçeği burunda olan cep telefonum çaldı.
Arayan Reha Muhtar’dı .. O zaman Zincirikuyu’da bulunan Avrupa – Amerika Holdinge gitmemi ve İnsan Kaynaklarında sözleşme imzalamamı istiyordu. Şirket Show TV’ydi ..
33 yaşında Haber Müdürü olmuştum.
Tabii ilk aradığım ve müjdeyi verdiğim kişi Ulvi Yanardağ olmuştu ..
Aradan birkaç yıl geçti ki Ulvi Baba Uğur Dündür’dan ayrıldı ve Show TV’ye Haber Müdürü olarak geldi.
İşte o zaman, yeniden biraradaydık. Sadece gece uyku zamanları birbirimizden ayrılıyorduk..
Beni yetiştiren adamla aynı kanalda aynı kariyeri paylaşıyordum. İkimizde Haber Müdürü’ydük ..
Dedim ya, haber hazırlarken de haber peşinde beraberdik. Hatta nereye gidersek. nerede takılırsak takılalım yine beraberdik..
Sonra yine benim için ayrılık vakti geldi ..
Kendime özgü ilkesel nedenlerle ayrıldım istifa ederek Show TV’den.. Milyonlarca liralık tazminatı bırakarak.. Dedim ya hayatta her şey para değildi..
Bir kez daha ayrı kalmıştımUlvi Babadan ..
Ben Habertürk’ün kurucuları arasına girdim, araya Skytürk sıkıştırdım falan filan.
Sonra tabii yine işsisiz kaldım.
O sırada Uğur Dündar Doğan Grubu’nda Genel Yayın Yönetmeni oldu.
Ulvi Yanardağ da Reha Muhtar’dan Uğur Dündar’a geri dönmüştü ..
E Ulvi Yanardağ rahat durur mu, Uğur Dündar’la belki de benim yüzümden papaz oldu.
Her gün “Orhan’ı işe al ..”
Sonra,
araları açıldı tabii ki ..
Kendisi hiçbir zaman bu konuyu kabul etmedi ama tazminat hakkın mahkemelerde arayarak alabildi ..  Evet yanlış okumadınız Ulvi Yanardağ Kanal D’den tazminatsız kovuldu..
Efsane İstihbarat Şefi – Efsane Haber Müdürü tazminatını mahkeme yoluyla alabildi .. 

“Tüyü bitmemiş yetimin hakkı” diyen kendi kendine taktığı “Araştırmacı gazeteci” lakaplı adamın emrindeki 3 kadın Ulvi Baba’nın onuruyla oynayan ağır bir yazı yayınladı.. Kimin yazdırdığı malumdu tabii…
Şimdi silerler o yazıyı ama arşiv unutmaz!
O 3 kadın gazeteciyi de gerçek gazeteciler unutmayacaktır.,

Son beş yıl  ise yandaşlardan iş bulamadığımız için gündüz kuşaklarında, kadın programlarında ekmek derdine düştük.
Bu fotoğraflar işte o programların rejisinde, benim cep telefonum ile çekildi.
Araba gönderip evden aldırtmıştım onu ​​ve “abi bir gün yeniden dönersek televizyonlara haberci olarak. Danışmanınız ister jel ister gelme ama mutlaka benim danışmanın olacaksın. Hafta bir sesini duyayım yeter” demiştim.
Söz konusu programın patronları da kabul etmemişlerdi.
Ben de yapmak istediğimi yapamadım. Doğru dürüst iş bulamadık.
Devir yandaş devri olduğu için şimdilik sistem dışındaydık ..
Yıllar Önce Ulvi Baba’nın bana “3-5 gün hatta bir hafta gelme” dediği sesini unutmadım.
Ve ben de ona“Abi ömrümüzün son çeyreği, senden haber maber istemiyorum. Manşet filan hiç istemiyorum. Sadece haftada bir sesini duyayım yeter” diyeceğim bir ortam sağlayamadım.
Bunu başaramadım ..
Çok üzgünüm Ulvi Abi..
Oysa, ne çok hayal kurdum..
Şimdi olsa ne yazar, sen yoksun artık…
Güleceksin belki bana ama elbet buradakiler de birer ikişer yola çıkacak..
Görüşmek üzere Ulvi Abi..

En Kalbi Muhabbetlerimle abi..
Ben CAN; Orhan Can..
Orhan Can..

Bu fotoğraflar gündüz programı yaptığım 2014 yılı Mayıs ayında benim cep telefonum ile ATV’de çekildi..

Ulvi Yanardağ – Orhan Can – Reji 3
Ulvi Yanardağ – Orhan Can – Reji 2

 

Ulvi Yanardağ – Orhan Can – Reji 1

Bu da liselilerin mezuniyet gecesinden sonra Ulvi Baba ile Bostancı’da buluşmamız ..
Zeynel Lüle de tesadüf aynı yerde olunca ta sonra yenilmez olmuştu o gece ..

Ulvi Yanardağ – Ogetay Can – Orhan Can – Zeynel lüle – Batuhan Babür – Mezuniyet

Ulvi Yanardağ – Orhan Can – Zeynel Lüle 1

Efsane gazeteci Ulvi Yanardağ kimdir?

Türk gazeteci ve televizyon habercisi.

1939 yılında İstanbul’da doğdu.
Balıkesir Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde eğitim gördü.
Mesleğe 1961 yılında Yeni Sabah Gazetesi’nde başladı.
Hürriyet Haber Ajansı ve Hürriyet Gazetesi’nde 14 yıl habercilik yaptıktan sonra Bulvar ve Güneş Gazetelerinde çalıştı.
1989 yılında televizyon haberciliğine başladı.
Kanal D Show TV’de İstihbarat Şefi ve Haber Müdürü olarak görev yaptı.
Arena ile Ateş Hattı programlarının yapımında bulundu.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Başarı Ödülleri yarışmasında 1980 yılında haber, 1984 yılında röportaj ve seri röportaj, 1985 yılında haber, 1995 yılında haber program dallarında yılın gazetecisi seçildi.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin yayın organı Bizim Gazete’de Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı, TGC Balotaj Kurulu’nda görev aldı.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi Pelin Göktuna Yanardağ’ın eşiydi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC)her yıl düzenlediği yarışmalarda 4 kez ödül kazandı.
1980 ve 1985’te haber, 1984’te seri röportaj dallarında ödül sahibi oldu. 1995’te Emlakbank’taki Civangate Skandalı ile ilgili araştırmasıyla Yılın TV haber ödülünü meslektaşlarıyla paylaştı. Kanal D ve Show TV’de habercilik yaptı. TGC’nin Bizim Gazete adlı yayınında yöneticilik yaptı. 2012’de Burhan Felek Basın Hizmet Ödülü’nün sahibi oldu.
Burada yaptığı konuşmada,
“Babam 42 yıl, eşim 25 yıl ben de 50 yıl bu mesleğe emek verdik. Ailemiz gazeteciliğe toplam 117 yılını verdi. Oğlum bu mesleği seçmediği için, bizden bu kadar.. “
dedi..

Aşağıda Ulvi Yanardağ, ünlü iş adamını öldüren kişinin hapiste olması gerekirken dışarıda serbest gezerken dolaştığını böyle yakalamıştı.
Katil zanlısı geceleri yatmaya hapishaneye dönüyordu.
Hürriyet Gazetesi olayı böyle tam sayfa haber yapmıştı…

Ulvi Yanardağ
Bunları da beğenebilirsin