İdamla yargılanan kişilerin ‘Sevgi ve Rahmetle andığı’ bir ‘Hakim’.. İnanılmaz ama gerçek

İdamla yargılanan kişilerin ‘Sevgi ve Rahmetle andığı’ bir ‘Hakim’.. İnanılmaz ama gerçek

SEVGİ, SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUZ…

(Düşünsenize, idamla yargılanan kişilerin ‘Sevgi ve Rahmetle andığı’ bir hakim..)

İdam sanığının kaleminden hakim: ARİF HİKMET KORKMAZ

Adı, Hasan Kaplan.
12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, Amasya Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde açılan Yeni Çeltek Devrimci Yol Davası’nın idamla yargılanan sanığı…
Yeni Çeltek; Amasya- Merzifon’daki maden ocağı…
Bu dava; Yeni Çeltek maden ocağı işçileri başta olmak üzere, Amasya’nın; Suluova, Merzifon, Gümüşhacıköy ve Samsun’un; Havza, Vezirköprü ilçeleri ve civar köylerde yaşayan insanların yargılandığı dava…
12 Eylül darbesi öncesi devrimcilere yakın davranmış, onlarla insani ve sosyal ilişkiler kurmuş halktan insanlar ve devrimcilerin anne ve babaları o dönemin yıldırma- sindirme politikaları doğrultusunda hapislere sokulduğu dava…
Davadaki sanık sayısı 665 idi; daha sonra ek bir iddianameyle sanık sayısı 901’e çıktı. Bunun yarısı tutukluydu.
İddianamenin hazırlanması iki yıl gibi bir zaman aldı ve duruşmalar 1982 Mayıs ayında Amasya Tugayı içerisindeki büyük salonda başladı…
Adı, Arif Hikmet Korkmaz idi.
Yeni Çeltik Davası’nın hakimiydi.
İdamla yargılanan Hasan Kaplan kendini/kendilerini yargılayan hakim Arif Hikmet Korkmaz hakkında bir kitap yazdı:
“Dik Dur Devrimci Ol” (Su Yayınları.)
Kitapta…
İdam sanığı Hasan Kaplan duruşmanın ilk gününü şöyle yazdı:
“Salonda herkes yerini aldı. Kısa bir sessizlikten sonra bıyıklı, ak saçlı, Yeşilçam filmlerinin tatlı sert, babacan oyuncusu Hulusi Kentmen’e benzetilen hakim davudi sesi ile kendini tanıttı:
Benim adım Arif Hikmet Korkmaz. Bu dava savaş hükümlerine göre yapılacaktır. Ancak bu mahkeme İran’daki Sadık Khalkhali’nin mahkemesi de değildir’ dedi.
Salonda sessizlik. Ne demek savaş hükümleri? Ne demek İran? Ülkede savaş mı var? Bu salondaki tutuklular düşman mı?”
Sonra öğreneceklerdi Sadık Khalkhali’nin (Sadık Halhali) kim olduğunu…
İran devriminin ilk günlerinde kurulan İslami Devrim Mahkemesi Başkanı idi. Sadece 1979 yılında “yeryüzünde sapkınlığı yayma ve Allah’a karşı savaşma” suçlamalarıyla 2 bine yakın eski hükümet görevlisini idama mahkûm etmişti. “Cellat Yargıç” deniyordu. Kimi idamlara elinde silahla bizzat katılmıştı. Toplam 8 bin kişinin ölümünden sorumluydu. Mahkemesinde, sanıkların avukat tutma hakları yoktu; avukat, savcı, hakim hepsi Sadık Halhali idi!
“Hakim Arif Hikmet Korkmaz’ın bu örneği vermesi kısa zaman sonra anlaşılacaktı. Hukuk ne diyorsa onu uygulamaya özen gösterdiği görülecekti. Bu durum zaman zaman sanıkların lehine ya da aleyhine olabiliyordu. Arif Hikmet Korkmaz’ın hukuka bağlı tavrı ve hukuku uygulamadaki hassasiyeti, o günün koşullarında darbe mahkemelerinde pek rastlanmayan tavırdı…
Hakim Arif Hikmet Korkmaz’ın o günlerde verdiği tahliyeler, 12 Eylülcü generallerin tepkisini çekmiş olmalı ki, dönemin Amasya Tugay Komutanı Tuğgeneral Ali Kolcu, Amasya Orduevi’ndeki bir kokteylde, ‘Biz bu adamları kolay mı toplayıp içeri doldurduk. Ne bu tahliyeler?’ diye tahliyelerden rahatsız olduğunu dile getirmişti.
Darbeciler Yeni Çeltek Davası’ndan en az 30 idam kararı bekliyorlardı.
Ertesi gün..
Hakim Arif Hikmet, mahkeme salonunda sorgusunu yaptığı sanığın ifadelerindeki bir şeyi bahane ederek, ortaya konuşur gibi ‘Ben hukuk adamıyım. Ben delile bakarım. Delil yoksa ceza da yok. Delilsiz kimseyi içeride tutmam. Delil varsa kimse de onu elimden kurtaramaz’ diye yanıt vermişti!
Hukuka bağlılığıyla ve sık sık ‘Bu geminin kaptanı benim. Kimseyi işime karıştırmam’ diyerek 12 Eylülcülerin tepkisini çeken ve kısa süre sonra da görevden alınan, o sıra dışı hakim Arif Hikmet Korkmaz gibi kaç hakime nasip olmuştur ki; 12 Eylül mahkemelerinde görev yapıp da, idamla yargıladığı insanlarca sevgi ve saygıyla anılmak…”
Bakınız…
O zorlu günlerde Hakim Arif Hikmet Korkmaz’ın mahkemesinde neler yaşandı…
***
– Askeri darbenin lideri Kenan Evren meydan konuşmalarının birinde “Biz gelmeseydik, Dev-Yol gelecekti. Şimdi buralarda onlar oturuyor olacaktı” dediği günlerde, Hakim Arif Hikmet Korkmaz, sorgusunda bir sanığın uzun uzun Devrimci Yol’u anlatması üzerine
şöyle der:
“Eee hayat böyledir oğlum. Siz devrim yapsaydınız, şimdi onları yargılıyor olacaktık. Yapamadınız sizi yargılıyoruz…”
“Hakim Arif Hikmet Korkmaz bir duruşmadaki sorusunda sanığa sorar:
– “Arkadaş mısınız?”
Sanık, “Tanırım efendim, koğuş arkadaşımdır, gözaltındayken tanıştık” cevabını verir.
Hakim Arif Hikmet Korkmaz, “Bir de kızıyorsunuz askeri yönetime. Size yeni arkadaşlıklar kazandırıyor işte. Şimdi dışarı çıksanız, daha bir organize olursunuz. Önceden birbirinizi tanımadan bunları yapabildiğinize göre, şimdi hepiniz birbirinizi tanıdınız. Amasyalı, Çorumlu, Samsunlu, Ordulu, Türkiye’nin her yerinden devrimciler, hep birbirinizi tanıdınız. Çok da kötü değil. Bir de böyle düşünün“ der!
– Kenan Evren yine meydan konuşmalarından birinde, mahkemelerin ağır işlediğinden, duruşmaların çok uzadığından şikayet etmiş ve daha çabuk karar vermelerini söyleyerek, “Asmayalım da besleyelim mi?” demiştir. Alandakiler de alkışlayarak “As, Paşam as” diye tezahüratlarda bulunmuştur.
Ertesi gün yapılan duruşmada Hakim Arif Hikmet bir sanığın savunmasını dinleyip zaman zaman sözünü kesip sorular sormaktadır. Yaklaşık bir saat devam eden sanığın sorgusunun alakasız bir yerinde, “Yoruldun mu oğlum? Yorulduysan otur, dinlen. Acelemiz yok. Adalet aceleye gelmez,” dedikten sonra, “Suçu kazı altından insan çıkar. İnsan yargılıyoruz burada, insan. İnsanların kellesi isteniyor. Burası Engizisyon mahkemesi mi? Elbette kılı kırk yaracağız, elbette ağır ağır ve emin adımlarla ilerleyeceğiz” diyerek Kenan Evren’e yanıtını verir.
– Hakim Arif Hikmet, üvey baba zulmü görmüş, sokaklara, hırsızlıktan hapislere düşmüş bir sanığın sorgusunu yapmaktadır.
“Devrimcilikle nasıl tanıştın?” diye sorar.
Sanık, “Efendim ben Amasya Dere Mahallesi’ndenim. Devrimciler benim durumumu biliyordu bana yardımcı oluyorlardı. Dev Genç’in odun-kömür deposu vardı; burada karaborsacılara karşı ucuz odun kömür satıyorlardı. Bana iş verdiler; odun kömür satıyordum.”
Sorgu sürerken hakim, “sonra ne oldu, devrimcilerle aran nasıl açıldı” diye sorar.
Hırsızlıktan daha önce hapse girmiş sanık, “satılan odun kömür paralarında açık vardı” deyip kaçamak yanıtlar verince, Hakim Arif Hikmet şöyle der:
“Oğlum! O kadar sıkıntı yaşamışsın, cezaevlerine girip çıkmışsın, sokakta kalmışsın. Devrimciler sana kucak açmış, seni yanlarına almışlar, sana iş vermişler, seni adam yerine koymuşlar. Oğlum g…. mü kalktı lan, devrimcilerin parası çalınır mı?”
– Yine bir duruşma, sanık heyecanla anlatır: “Polis öyle işkence yapıyordu ki, ‘Atatürk’ü sen mi öldürdün’ deseler onu bile kabul ederdim. Bakın, bombalamayı Ramazan Anar ile birlikte attığımız yazıyor. Olay haziran ayında oluyor, Ramazan Anar mayıs ayında polis tarafından vurularak öldürüldü. Ölmüş biriyle nasıl bomba atarız?”
Hakim Arif Hikmet dosyalara göz gezdirdikten sonra salona dönerek, “Siz de devrimci olacaksınız, devrimci dediğin Ramazan Anar gibi olur. Bakmış arkadaşı eyleme gidiyor, kalkmış mezarından ‘bir bombada ben atayım’ diye arkadaşıyla gitmiş evi bombalamış, sonra mezarına dönmüş. Devrimcilik böyle olur işte” dedikten sonra şöyle konuştu:
“Bir soruşturma bu kadar aptalca yapılır. Hadi işgüzar polis fark etmedi, bre hukukçu kardeşim savcı sen nasıl fark etmedin? Ölü adama ev bombalatmışsınız!”
Sadece bu mu?
Ayakları toprakta olan “Demir bir köprüye elektrik vererek polislerin geçişini engellediğini” yazan polis ve savcılar vardı davada! Topraklamanın ne olduğunu mu bilmiyorlardı; yoksa titiz bir yargılamanın yapılacağını mı?..
– Hakim Arif Hikmet, dosyadan kafasını kaldırmadan sanığa; “sol kolunu havaya kaldırarak devrim andı içmişsin” diye sorar.
Sanık, “efendim o ifadeyi polis bana işkenceyle kabul ettirdi” deyince, dosyadan kafasını kaldırıp sanığa bakınca şaşırıp kalır; sanığın sol kolu yoktur!
Sayfalarca polis ve savcılık ifadesi bulunan bir başka sanığın okuma yazma bilmediği ortaya çıkar!
– Sanık “Polis ifademi kabul etmiyorum o ifade işkence ile alındı. Çoğunu polis yazıp bana imzalattı…” deyince, Hakim Arif Hikmet’in yanıtı salonda bulunanları şaşırtır:
“Devrimci adamsın. Direnecektin. Kabul etmeyecektin. Bu yola çıkarken bunları bilmiyor muydun?”
– Renkli sanık ifadelerini olgunlukla karşılar Hakim Arif Hikmet.
15 yaşında tutuklanıp 33 aydır hapiste olan Mehmet Akyürek’in; “oğlum gece yarısı mahallede ne gezmesi” sorusunu; “Orası bizim mahallemiz; gezmeyecek miyiz a… koyum” demesini gülümseyerek karşılar.
Kimi köylü yabacıların “abi” hitaplarına aynı hitapla yanıt verir:
“Nedir bu yapacılık abi, anlat bakalım?”
En komiği Kürt Cemal’dir…
Hakim Arif Hikmet sorar; “Bak iddianamede senin için ne demiş savcı?”
Kürt Cemal’in yanıtı salonu güldürür: “Der efendim gulag asma!”
– Dört ay hapiste kaldıktan sonra tutuksuz yargılanan 60 yaşındaki kadının sorgusu başlar:
Hakim Arif Hikmet, “Halis’ten olma Dilber’den doğma Amasya Göynücek ilçesi Terziköy nüfusuna kayıtlı Çelen Kaplan sen misin?” diye sorar.
Salondaki tutuklu sanıklardan oğlu, “Amasya değil Çorum nüfusuna kayıtlı” diye müdahale eder.
Tutuksuz sanıklardan kadının kocası, “hayır efendim Amasya nüfusuna kayıtlıdır” der.
Tutuklu evlat itiraza devam eder “Annem Çorumludur.”
Hakim araya girer, “Annen babanla evlenince kütüğü Amasya’ya gider.”
Tutuklu evlat, “Aaa öyle mi bilmiyordum” deyince, Hakim Arif Hikmet, “otur otur bir de devrim yapacaksın” yanıtını yapıştırır.
Sonuçta…
“Bu dava 900 kişinin toplanacağı, mahkemeye doldurulacağı bir dava değil. Bu dava 22 kişilik bir dava, 23’üncü kişi masum, suçsuz yere yatıyor. Tutanaklar, ifadeler o kadar karıştırılmış ki, o kadar işin içinden çıkılmaz hale getirilmiş ki 23’üncü masum kişiyi içinden ayıklayıp bulup çıkartamıyoruz. Masum insanlar aylardır burada yatıyor. Geciken adalet adaletsizliktir” diyen Hakim Arif Hikmet Korkmaz, Yeni Çeltek Davası’ndan alındı…
***
Ara­dan yıl­lar ge­çer…
Yıl, 1997’dir…
Ha­kim Arif Hik­met Kork­maz 6 yıl­dır Es­ki­şe­hir Ağır Ce­za Re­isi’­dir.
63 ya­şın­da­dır. Emek­li­li­ği­ne 2 yıl kal­mış­tır.
28 Şu­bat gün­dem­de­dir.
RE­FAH­YOL Hü­kü­me­ti ik­ti­dar­dır.
Ada­let Ba­ka­nı Şev­ket Ka­za­n’­dır.
Ka­mu­oyun­da, uzun saç­la­rı, sa­kal­la­rı ve asa­la­rıy­la ta­nı­nan Acz­men­di­ler, Es­ki­şe­hir Özel Tip Ce­za­evi­’n­de tu­tuk­lu­dur.
Yar­gı­lan­ma­la­rı ya­pan Es­ki­şe­hir Ağır Ce­za Mah­ke­me­si Baş­ka­nı Ha­kim Arif Hik­met Kork­ma­z’­dır.
Dö­ne­min Ada­let Ba­ka­nı Şev­ket Ka­zan, sa­nık­la­rı ce­za­evin­de zi­ya­ret eder. Bu zi­ya­re­tin an­la­mı hü­kü­me­tin ve ba­kan­lı­ğın sa­nık­la­rın ar­ka­sın­da ol­du­ğu­nu gös­ter­mek­tir. Bu bir an­lam­da mah­ke­me­ye uya­rı­dır. Ve…
Zi­ya­ret son­ra­sı sa­nık­la­rın mah­ke­me­ye kar­şı say­gı­sız ta­vır­la­rı ar­tar.
Ha­kim Arif Hik­met Kork­maz ne ba­kan­lı­ğın ne de sa­nık­la­rın bas­kı­la­rı­na bo­yun eğer. “Üs­tü­me gel­me­yin ad­li­ye­nin önün­de cübbe­mi ya­ka­rı­m” der.
Bu ta­vır kar­şı­sın­da Ba­kan­lık, Ha­kim Arif Hik­me­t’­i, An­ka­ra­’ya ta­yin eder.
Bu­nun üze­ri­ne Ha­kim Arif Hik­met de­di­ği­ni ya­par ve ad­li­ye­nin önün­de cübbe­si­ni yak­maz ama; “Si­ya­set mah­ke­me sa­lo­nu­na gi­rer­se, ada­let ka­ça­r” di­ye ta­be­la asar.
Sö­zün al­tı­na da bü­yük harf­ler­le is­mi­nin baş harf­le­ri­ni “A.H.K.” ya­zar.
Ta­be­la Ağır Ce­za Mah­ke­me­si Du­ruş­ma Sa­lo­nu­’nun gi­ri­şin­de bir sü­re du­var­da ası­lı ka­lır. Da­ha son­ra Es­ki­şe­hir Cum­hu­ri­yet Baş­sav­cı ve­ki­li Meh­met Şe­rif Ere­n’­in em­riy­le kal­dı­rı­lır.
Arif Hik­met Kork­maz…
Bir yi­ğit ha­kim…
Bu­gün ha­yat­ta de­ğil­dir.
Ama ör­nek bir hu­kuk ada­mı ola­rak adı­nı ölüm­süz­lük lis­te­si­ne yaz­dır­mış­tır.
Ya­ni…
Tür­ki­ye­’de ha­kim­ler var­dır ve hep ola­cak­tır; tüm bas­kı­la­ra rağ­men.

 

hakim

YORUMLAR