ANLIK MEKÂN GICIKLIKLARI…

ANLIK MEKÂN GICIKLIKLARI…

Boğaz kıyısı..
Nezih sayılabilecek bir mekân.
Kafa dinlemeye gitmişsin. Bir fincan kahve ve denize nazır bir tür “self-reflection” seansına.
Merkezi müzik sisteminde, ses düzeyini öyle iyi ayarlamışlar ve ortama öyle yakışan bir “smooth jazz” çalıyorlar ki…
Bi nevi “Budur abi.. Budur işte” durumu…

Lâkin, yan masaya gelen 3 kişilik ailenin reisi, oturur oturmaz pimi çekip bombayı bıraktı mekânın orta yerine.

Ya Beşikdüzü ya Tonya, ya da Vakfıkebir. Tam çözemedim. Ama aksan, bu üç yerin birinden. Adam 238 desibel şiddetinde öyle bir anlatıyor (tek başına) ki, zannedersin mahalle maçında kavga çıkmış ve kan gövdeyi götürüyor.

O cânım damla sakızlı köpüklü kahve yarım bırakılır çıkılır mı? Çıkılır abi. Kaçılır hattâ. Bizim “Self-reflection” piç oldu. Reflection, self’i bırakıp kendini dışarı attı.

Ne zaman öğreneceğiz?
Herhangi bir şeyi.
Araba kullanmayı, apartmanda yaşamayı, yolda yürümeyi, bir mekânda oturup kalkmayı, konuşmayı…
Herhangi bir şeyi.

Zafer Arapkirli

 

Bunları da beğenebilirsin