“Görüp, bilip, farkedip de susmak zorunda kalmak” cümlesini bu ülkenin giriş kapısına tabela olarak yazmalılar..

Yol kenarında sakin sakin yürürken, bir densizin hızla su birikintisinden geçerek üzerinize çamur sıçratması gibi, hayatımızı her geçen gün kirleten bir sisteme mahkumuz.

Kadın cinayetleri, çocuk tecavüzleri, maddi çıkmazlar yaratan bozuk bir ekonomi, inançları yerle bir eden din tacirleri, her geçen saniye düşüncelerin ve özgürlüklerin daraldığı bir sistem.

21. Yüzyılın en karanlık kavramlarının, uygulamalı olarak test edildiği bir coğrafya. Hangisini düzeltmeye, temizlemeye çabalarsan, çabala, kıpırdadıkça dibe doğru çekildiğin bir çamur bataklığındaki kazazedeleriz.

Ve tüm bu garabete rağmen, her şeyin mükemmel olduğuna inanmış boş zihnilerle, sokakta ve şehirde aynı oksijeni ciğerlerimizle değiş tokuş ediyoruz.

Şayet cehalet havadan bulaşsaydı, şimdiye kadar ülkenin tamamı komaya girmiş olurdu. Ve tahammülü dayanılmaz olan, bütün bu gerçekleri dakika dakika idrak etmek, farkına varmak ama hiç bir şey yapamamak. İğneli fıçıdan farksız, göz bebeğini oynatsan, kör olursun.

“Görüp, bilip, farkedip de susmak zorunda kalmak” cümlesini bu ülkenin giriş kapısına tabela olarak yazmalılar. Daha net bir tarif olmaz gelecek insanlara…

DENKER

Hakan Denker

 

Bunları da beğenebilirsin