Babam ile olan tek fotoğrafımıza 12 Eylül darbesinin yıldönümünde rastladım. Ve babamın 12 Eylül darbesinde yaşayıp anlattığı işkence sahneleri aklıma geldi

Babam ile ilk ve tek fotoğrafımız.
Babam ile olan ilk ve tek fotoğrafımıza arşivimde 12 Eylül darbesinin yıldönümünde rastladım…
Ve babamın 12 Eylül darbesinde yaşayıp bana anlattığı işkence sahneleri aklıma geldi..
Bir kısmını bu lanet günde sizlere de aktarayım istedim:
Kilometrelerce çıplak ayakla kar içinde yürütüldü…
Günlerce sorgusuz sualsiz sorguda kaldı…
4 defa gözaltına alındı..
İşkencenin en ağırına maruz kaldı..
Saçlarını kazıdılar..
Bıyıklarını kestiler..
sopa ile döverek ellerini ve ayaklarını morartılar..
Sırtındaki morluklar..
Ve daha ne işkenceler..
Bugün 12 Eylül..
Faşist darbenin yıldönümü..
Bugünkü gibi hatırlıyorum..
Darbeyi radyoda babam duymuştu..
Sonra bizlere aynen şunu söyledi..
Birkaç güne kalmaz asker köyü basar..
Önce beni sonra diğer birkaç kişiyi alırlar..
Sakın moralinizi bozmayın..
Darbe rezilliktir..
Darbe işkencedir..
İşkence yaparlar sonra bırakırlar..
Bir şeyimiz yok ama alacaklar yinede..
Biz sadece sessizce dinleyip bekledik..
birkaç güne varmaz askerler köyü bastı..
Önce babamı sonra köydeki 5-6 kişiyi daha aldılar..
Hepsi de yalıydı..
Birkaç hafta sonra bıraktılar..
Gözaltına alınarak içkence görüp bırakılar bütün yaşlıların Bıyık ve saçları kesilmişti..
Sonraki dönemlerde hepsini babam ile birlikte birkaç kez daha aldılar..
Her defasında yaptıkları tek şey keyfi işkence uygulamak..
Ama babam köylülerden bir kez fazla alındı..
Son alındığında Diyarbakır zindanlarına götürüldü..
Tam 40 gün gerekçesiz işkencede kaldı…
Elleri ve ayakları işkenceden nasır tutmuştu..
Ellerindeki yaralara tuz bile dökmüşlerdi cuntacılar..
Tükürdükleri yemekleri yedirmeye çalışmamışlardı..
Ve daha ne iğrençlikler..
Babam Diyarbakır zindanındaki bir anısını şöyle anlatmıştı bana;
işkence sonrası yürümekte zorlanıyordum..
Adım atacak halim yoktu..
Beni işkencehaneden çıkardılar..
Çıplak ayakla bir koridorda iki askerin nezaretinde yürüyordum..
Koridorun sonunda duvarda Atatürk’ün Fotoğrafını görünce aniden durdum ve Atatürk’e seslendim..
dedim ki;
Şimdi ben işkenceden çıktım,
beni dövenler hep Atatürkçü olduğunu söylüyor..
Bu darbenin Atatürkçü devrim olduğunu söylüyor..
Biz ise Atatürk’ün askerlerinin halka sevgi ile yaklaştığını biliyorduk..
Bunlar işkenceci ve Atatürkçüyüz diyorlar..
Bu nasıl bir mantıktır..
Senin böyle askerlerin olamaz ..
Bunları çevredeki birçok üst düzey askerde duyarak yanıma geldiler..
Vay sen bizimi Atatürk’e mi şikayet ettin..
Sonra tekrar falakaya yatırdılar..
Sonraki gün Bir komutanın odasına götürdüler..
Atatürk’ün Fotoğrafına söylediklerin içten miydi numara mıydı diye sordu bana..
İçten söyledim dedim..
Başını salladı çık dışarı dedi..
Sonra üç gün aç susuz bırakıp hiçbir mahkemeye yada yargıcın karşısına çıkarmadan serbest bıraktılar..
Sonraki günlerde Pertek’te savcıya gittim beni neden 40 gün işkencede tuttular sebebi neydi dedim.
Savcı sen gözaltına alınmış görünmüyorsun ki dedi..
İşte bunlar babamın 12 Eylül Askeri cuntası sırasında yaşadıklarından sadece bir kesit…
12 Eylül Faşist Darbesinin başı Kenan Evren Cehenneme gitti..
Faşist ve işkenceci ünvanı ile lanetlenerek hem de…
Ama babam ve babam gibi 12 mağdurları onuruyla veda etti bu dünyaya…
Benim babamla olan ilk ve tek fotoğrafını dün gördüm arşivin arasında..
Bir tesadüf sonucu buldum bu tarihi fotoğrafı…
fotoğrafa saatlerce uzun uzun baktım..
ve babamın 12 Eylül darbesinde bana anlattıkları tek tek aklıma geldi..
Sonra bir kısmını sizlerle paylaştım..
Huzur içinde uyu baba..
Ellerinden ve ayaklarından öperim…

Ferit Demir

Ferit Demir – baba – anne – aile
Bunları da beğenebilirsin