“Resim altı yazmayı bilmeyen” efsane gazeteci kimdi? Meriç Köyatası, “Resim altı yazmayı bilmezdi” denilen mesai arkadaşı ile ‘Resim altı’nın gazetecilikteki önemini yazdı

İsmi bugüne kadar efsaneydi. İşten atılınca yakın arkadaşları “Resim altı yazmayı bile bilmezdi” dediler.
Efsane gazeteci Meriç Köyatası da resimaltı yazmayı bilmeyen mesai arkadaşını ve ‘Resim altı’nın gazetecilikteki önemini yazdı…
Ünlü gazeteci Meriç Köyatası’nın yazısı şöyle:

GAZETCİLİK VE RESİM ALTI YAZILARI….

GAZETELERDEKİ RESİML ALTI YAZILARI İLE BAŞLIK ALTI SPOT YAZILARI ÇOK ÖNEMLİDİR… BU İŞ, EDİTÖR, YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ VE KRİTİK DURUMLARDA DA GENEL YAYIN MÜDÜRÜRÜN İŞİDİR… HÜRRİYET’İN 48 YILLIK YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜYLE YOLLARINI AYIRMASINDAN SONRA, MESAİ ARKADAŞLARI, ÖZELLİKLE DE O DÖNEMİN EN CEVVAL MUHABİRLERİ VE FOTO MUHABİRLERİ “RESİM ALTI BİLE YAZAMAZDI” DİYE ANILARINI PAYLAŞINCA, BEN DE BİR ŞEYLER KARALAMAK İSTEDİM…

Hürriyet’te 48 yıldır, sayfa sekreterliği, yazı işleri müdürlüğü, yayın koordinatörlüğü gibi unvanlarla köşe başını tutan bir arkadaşın gönderilmesi üzerine, eski Hürriyet çalışanları, Facabook’ta, “Resim altı bile yazmayı bilmiyordu, bunca yıl yazı müdürlüğü yaptı” diye geyik çevirdiler. Ben de bu geyiğe katıldım.

48 yılı bilemem ama, Hürriyet’te çalıştığım dönem adına söylüyorum. Hürriyet’ten ayrıldığım 1991 sonunda gerçekten yazı yazmasını bırakın bir fotoğrafın altına yazı yazmasını bile bilmiyordu. Ama öyle maharetleri vardı ki, 48 yıl gibi neredeyse yarım asırlık bir sürede, adına amiral gazetesi denilen Hürriyet’te sayfa sekreterliği, yazı işleri müdürlüğü, yayın koordinatörlüğü yaptı…

Bu vesile ile sayfa sekreterliği, sayfa editörlüğü, yazı işleri müdürü, muhabir, foto muhabiri ve resim altı yazısı üzerine birkaç satır karalamak istiyorum. Bizim meslektaşlar bunu bilir de, gazetecilik mesleği içinde bulunmayanlara da bu konuda bilgi vermek istedim.

Editör ya da yazı işleri müdürü, gelen haberle ilgili olarak, başlık atar, spot yazar, yazıyı redakte eder de resim altı yazamaz mı?

Elbette yazar. Ama adı geçen arkadaşımız, yazı redakte etmek ya da spot yazmak konusunda sürekli pas geçiyordu… Sayfa mizanpajı yapar, onu da karmakarışık yapardı. Lakin gazetenin baskıya girmesi konusunda teknik bilgisi iyi idi.  Arada bir de manşete taşınacak haber ile ilgili tüm yazı işleri masasında başlık aranırken bir başlık önerir, rahmetli Çetin Emeç de beğenir ve attığı başlık kabul görürdü.  Ama hiçbir zaman, spot yazamadı, resim altı yazamadı. Yaptığı en iyi iş, mesai arkadaşları hakkında şahane bilgiler toplar, kim kiminle ne yapmış dahil olmak üzere, o bilgileri Bizans entrikası içinde olan üst yönetimin çeşitli kollarına taşırdı.

Eskiden Hürriyet gerçekten iyi gazete idi. Ajans haberleri ile değil, hepsi birbirinden acar muhabirlerin haberleri ile çıkardı. Her haber bol fotoğraflarla desteklenirdi. Ve gözünü her türlü beladan esirgemeyen acar muhabirler, bir haberi servise verdikten hemen sonra, bir başka habere koşardı. Ve çoğu zaman da bunları canları pahasına yapardı… Haberle birlikte servis edilen bir yığın fotoğraf için tek tek, resim altı yazmak bir sonraki haberi atlamak anlamına gelirdi.

Ben, 1985 yılında, daha henüz Hürriyet’in Ekonomi Servis Şefi olmamış, yazı işlerinde, bölge haberleri sayfasının editörü idim.  (1987’de ekonomi servisi şefi oldum, 1992 Şubat’ta Hürriyet’ten ayrıldım.)

Bölge sayfasını yaparken, taşra baskısı için Hürriyet Haber Ajansı’ndan , şehir baskısı için de İstihbarat Servisinden haberler yağardı… Her gün yüzlerce haber gelir, içlerinden ancak 8 ila 12 tanesi kullanabilirdim. Her seferinde de kullanamadığım haberler için muhabir arkadaşların emeklerine üzülürdüm. Cemil Özyıldırım ile Mehmet Ali Yula hatırlar…
Yüzlerce haber ve fotoğraf gelirken, her fotoğraf için tek tek resim altı istemek emek israfından başka bir şey değildi. Ben editör olarak haberi kısaltıyorum, başlığını ve spotunu yazıyorum, resim altını mı yazamayacağım? Elbette yazabilirdik de, seçtiğimiz bir yığın fotoğraf üzerinden resim altı için haberi yapan arkadaşımızdan ya da foto muhabirinden bilgi alırdık. Fotoğraf haberin en önemli unsuru idi ve resim altındaki en ufak hata, tüm prestijimizi sarsardı. Kafamıza göre resim altı yazmazdık. Resim altı için Haber Ajansı ya da İstihbarat Servisine tekrar başvurma nedenimiz, hata yapmamak içindi. Fotoğraf için bilgi, istihbarat servisinden geldikten sonra da o resim altını muhabir arkadaşımız da yazsa, genel yayın müdürü Çetin Emeç de yazsa, düzenlemek ve gerekirse yeniden yazmak bizim işimizdi. Bir resim altı, son satırında kısa kalırsa, o resim altını Çetin Emeç bile yazmış olsa, ertesi sabah o sayfanın editörü Çetin Emeç’ten ağır bir fırça yerdi. Resim altının son satırı sayfada blok olarak gelmeliydi ve bunu foto muhabiri teknik olarak göremezdi. Yazmak, başlığı ve spotu açan editörün görevi idi…

Lakin 48 yıllık müdür arkadaş bu prensiplerle değil, gerçekten resim altı yazamadığı için mesai arkadaşlarının malzemesi oldu…

Bu vesile ile o dönem sayfa yetiştirme telaşında resim altı nedeniyle kalbini kırdığım muhabir ve foto muhabiri arkadaşım varsı hepsinden helallik isterim.
Hepinizi seviyorum…

Meriç Köyatası

NOT:

Bilindiği gibi ünlü gazeteci Kenan Sönmezler sosyal medya hesabından
“Resimaltı 
yazmayı 
beceremeyip de
40 küsür yıl
büyük (!) 
gazeteci
olmayı
beceren
gazeteci kim?”

mesajı atarak bu tartışmayı başlatmıştı..

Tartışma şöyle sürmüştü:

Bunları da beğenebilirsin